Haberler
16.05.2013
Yurtsuz-16/05/2013 DEÜ İİBF Kamu Yönetimi Bilimsel Düşünce Topluluğu ile İktisat Kulübünün üyelerinin çağrısıyla fakültede sosyolog Pınar Selek’e adalet için ‘Bizim Atölye’ oyunu ile sahne alan Esmeray ile Yurtsuz.net için Aycan Şahin ve Ayşe Kavas söyleşi yaptılar.
14 Mayıs Salı günü Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi‘nde Kamu Yönetimi Bilimsel Düşünce Topluluğu ile İktisat Kulübü’nün üyeleri, sosyolog Pınar Selek’e adalet için ‘Bizim Atölye’ oyunu ile sahneye çıkan Esmeray’ı üniversite öğrencileri ile buluşturdu.
devamı...
13.05.2013
Şerif Karataş - Evrensel - 11/05/2013 GIT-Türkiye, Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinin (MSGSÜ) ortak etkinliğinde akademinin ‘sakıncalı’ları konuştu. “Parmaklıklar Ardında Bilim: Sakıncalı Araştırmalar, Suçlu Konular” başlıklı panelde iktidarın ‘sakıncalı’ bulduğu konular ve üniversitelerdeki baskılar örnekleriyle birlikte tartışıldı
devamı...
International News
03.05.2013
feministesentousgenres.blogs - 02/05/2013 Pinar Selek, sociologue féministe turque, est aussi conteuse… Elle vient de faire paraître en France, où elle vit en exil, son premier roman, La maison du Bosphore.
En 1998, ses prises de position en faveur des minorités opprimées - les enfants sans domicile, les femmes abandonnées, les transsexuelLEs, puis les Kurdes, avec lesquels elle réalise des entretiens - ont déclenché contre elle un acharnement judiciaire qui s’éternise.
devamı...
22.04.2013
The European Parliament endorsed its latest progress report on Turkey on Thursday.
The progress report, drafted by European Parliament Turkey rapporteur Dutch Christian Democrat Ria Oomen-Ruijten, was approved with 451 votes. Pınar Selek case was also listed as an issue of justice system at the report.
devamı...
Köşe Yazıları
24.04.2013
Ayşegül Sönmez -Milliyet- 24/04/2013 İsmail Beşikçi’nin Pınar Selek’in mücadelesinin düşündürdükleri sempozyumunda yaptığı tespit çok kıymetli...
“Türkiye’deki iktidarlar sosyal bilimcilere hep kuşkuyla bakmışlar ve sosyal bilimlerin özgürce gelişimini engellemek için çok yoğun bir çaba içinde olmuşlardır. 1940’larda Behice Boran ve arkadaşlarının yargılanması bu baskının birinci halkasını oluşturuyor. İkinci halka olarak 1970’lerde Oya Baydar ve arkadaşlarına karşı yoğun baskılar yapılmıştır. Kanımca Pınar Selek de üçüncü kuşak olarak değerlendirilebilir.“
devamı...
24.04.2013
Aslı Öktener Köse - T24 - 22/04/2013 'Hala Tanığız Platformu' tarafından Pınar Selek'in müebbet cezasını ve yaşadığı haksızlıkları kamu
oyununun alışarak unutmasının önüne geçebilmek üzere düzenlenen, ‘Pınar Selek’in Mücadelesinin Düşündürdükleri Akademide Özgürlük, Siyasette İrade, Yargıda Adalet’ sempozyumuna ben de katıldım.
Kendi alanlarında insan hakları adına yılmadan mücadele eden çok sayıda akademisyen, avukat, gazeteci, yazar, öğrenci vesivil toplum aktivisti 20 Nisan günü Cezayir Salonu’nu doldurmuştu.
devamı...
Tanıklıklar
30.01.2013
Nadir Nadi Çelik-30/01/2013 Pınar Selek'ten vakit geçirilmeden özür dilenilmelidir. Keza, Pınar Selek'e karşı yargı eliyle itibarsızlaştırma ve cezalandırma gibi kirli tezgahı hazırlıyan odaklar tespit edilip derhal teşhir edilmeli ve yargı önüne çıkartılmalıdırlar.
devamı...
28.01.2013
Yiğit Bener - 28/01/2013 Sevgili Pınar Selek,
Size yapılanlar, “adaletsizlik”, “hukuksuzluk”, “kanunları hiçe sayma” gibi kavramlarla açıklanabilecek noktayı çoktan aştı.
Hâkim ve savcıların belirli bir kesiminin size yönelik tavrının, aslında düpedüz “nefret suçu” kapsamında ele alınması gereken patolojik bir saplantıya dönüştüğüne ben de birçokları gibi yıllardır tanığım.
devamı...
Kitaplar
Güneş Yücel - İyi Kitap, Sayı 49 - 15/03/2013 Sosyolog, araştırmacı ve yazar Pınar Selek’in çocuklar için kaleme aldığı Siyah Pelerinli Kız masalı, çocuk edebiyatında çokça yer alan cadı imgelemini yeniden yorumluyor. İyinin, kötünün, umudun ve düş kırıklığının birlikteliğinde kurgulanan masal, çocuklar kadar yetişkinlerin dünyasına da açılıyor.
Emek Erez-Radikal Blog-04/02/2013
Pınar Selek feminist bir pencereden erkeklik durumuna bakmak için yazdım dediği “Sürüne Sürüne Erkek olmak” kitabında kendisini bu araştırmayı yapmaya iten sebebi şöyle anlatır; “ Titredim. Ülker sokak’ ta travestilerin camlarını indiren ortalığı ateşe boğanların bakışlarını hatırladım hemen, ve Bursa’ da “trolara ölüm..” diye bağıran taraftarların yüz ifadelerini … Sonra “akıllı ol..” üslubuyla gerilen suretler ve kadınların iyi tanıdığı başka anılar üşüştü zihnime…” evet kültürel olarak erkek olmanın anlamı tartışma gerektirmez biçimde budur, erkekler kendi dışlarındaki diğer cinsiyetlere kadına, travestiye, lezbiyene hep bir hınçla “akıllı ol” derkenki üsluplarıyla bakarlar, ayrıca bu onların kendi iktidarlarını korumaları için yapmaları gerekendir, çünkü onları erkek yapan bu kültürdür… ve de onlar vatan ve namus bekçileridirler…
Röportajlar
Melis TANTAN, Diren Cevahir ŞEN- Nor Radyo - 22/01/2013 Yaşadığı hukuk trajedisi peşini bırakmayan, ülkesinden uzaklarda yaşamak zorunda kalan ama yalnız bırakmayacağımız sosyolog Pınar Selek ile 24 Ocak’ta görülecek duruşması öncesinde birlikteydik...24 Ocak’ta görülecek olan davası için “Artık bu son olsun ve gerçek bir beraatla sonuçlansın” çağrımıza Pınar Selek’in şunları ekledi:
“Bu davayı kazanmamız lazım. O dönem beni de kurban seçtiler ve bir taşla iki kuş vurmak istediler. O dönem hedef sadece ben değildim, hedef milliyetçiliği yükseltmek, toplumda düşmanlık havasını geliştirmekti. Komplonun nedeni de buydu. Aynı dönemde gazeteciler de andıçlanmıştı. Onunla hesaplaşmak istemiyorlar, bu pisliklerin açığa çıkmasını istemiyorlardı ya da şöyle diyebiliriz: ‘O güç direniyor’. Bunu bir sembolik savaş olarak görüyorlar ve kazanmak istiyorlar. Bunun sadece bana değil herkese zarar vereceğini düşünüyorum. Ben davaya gelemiyorum. Ama ben orada olmasam da büyük bir kalabalık olacağına inanıyorum.”
devamı...
Cansu Çamlıbel-Hürriyet-17/12/2012
Ben Türkiye’ye dönmek zorundayım. Benim gibi ülkesini bu kadar çok seven, sokaklarında yatmış, en kirlilerine, en kuytularına dokunmuş bir insanın orada olması lazım. Ama Avrupa’da gördüğüm sürgünler gibi mutsuz da olmadım hiç. İnsanın çok fazla evi olabileceğini öğrendim. Hangi ülkeye gitsem bana kucak açıyorlar. Onların dilinden nasıl konuşacağımı biliyorum. Bu gücü elde ettim ama ben yine de ülkeme dönmek istiyorum. Çünkü ben İstanbul çocuğuyum. Sokaklarında yattım. İlk aşkım o benim. Ve ilk aşkımın beni beklediğini biliyorum. Benim ülkemin sahibi sadece devlet de değil.
devamı...
Pınar Selek Yazıları
Pınar Selek, Amargi Feminist Dergi-23. Sayı
O doğduğunda daha bir buçuk yaşındaymışım. Gelmeden annem beni hazırlamış. Mayıs ayında doğacağını bildiğinden, bana “Anneler gününde hediye bekliyorum senden” diye tekrarlamaya başlamış. Erken konuşmaya başlamışım, ama hediye ne demek, nasıl alınır, bir türlü anlamamışım herhalde. Seyda’nın doğumu yaklaştıkça annem bana hediyeler vermiş, bak şu kadar zaman sonra sen de bana bir şey vereceksin demiş. Tarihleri aklımda tutamayacak kadar küçükmüşüm ama doğum yaklaştıkça annemin tekrarları çoğalmış. Sonra… Seyda gerçekten anneler gününde doğmuş. Masal gibi. Sonra beni hastaneye getirmişler, annemin üzerine bırakmışlar. Yanında bir bebek. Annem beni tutmuş ve tatlı sert bir ifadeyle sormuş: “Aldın mı hediyeni? Bugün anneler günü.” Ben çaresiz bir ifadeyle ve utançla bakmışım. Sonra tutmuş beni, sarılmış : “Bu sefer ben sana bir hediye aldım. Ömür boyu saklayacaksın onu. Ama bundan sonra her anneler gününde sen bana hediye alacaksın” demiş ve Seyda’yı bana uzatmış. Onun, benim en büyük hayat mükafatı olacağını anlamış gibi sevinçten çığlık atmışım. Yıllar, annemin üzerimize saldığı büyüyü azalacağına çoğalttı. Emek yaptı bunu. Emek. Biliyorum ki, sevgi emektir sözü çok gerçek.
devamı...
Pınar Selek - Radikal 2 - 27/02/2011 Nevin Berktaş, Türkiye'yi AİHM'de mahkum ettirdi ve yazdığı kitap yüzünden hâlâ cezaevinde. Bir ülkeyi mahkeme ve cezaevlerinden okumak mümkün. Vitrinde ne olursa olsun, kostümsüz hakikat, cezalandırma kurumlarında dikilir, bakar gözlerimize. Biz onu her zaman görmeyiz ama. Çünkü mahkemeye düşmek, hele hapse düşmek hemen mesafesini uzatır önümüze. Uzaklaşır, uzaklaşırız.
Uzakta onbinlerce insan var. Onbinlerce siyasi tutuklu. Çünkü Türkiye’de hâlâ, demokrasi mücadelesinin en yoğun hesaplaşması mahkeme salonlarında oluyor. “12 Eylül devam ediyor, o halde...” Yok, aman bu sözümü geri aldım. Yoksa yazar Nevin Berktaş gibi tutuklanırım.
devamı...
|
|