Pınar Selek
Sosyolog, araştırmacı ve yazar. 1971 İstanbul doğumlu Pınar Selek, Notre dame De Sion Lisesinde ortaöğretimini tamamladı. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji bölümünü birincilikle bitirdi. Aynı üniversitede sosyoloji yüksek lisansını tamamladı. Fransa’da Sophiantipolis UDEL Üniversitesinde ekonomi-politik dersleri aldı. Dışlananların ve birbirini dışlayanların ortak atölyesi olan “Sokak Sanatçıları Atölyesi”nin kuruluşuna öncülük etti. Amargi Kadın Dayanışma Kooperatifi kurucularından ve aktivistlerindendir. Barış ve İnsan Hakları’yla ilgili çalışan birçok STK ve harekete destek vermektedir. Ayrıca Amargi Feminist Teori Dergisi editörlüğünü yapmaktadır. devamı...

Prof. Dr. Ali Akay
1990’lı yılların sonlarında Beyoğlu civarlarında küçük tinerci çocukların ‘zavallılığına’ gönül vermişti. Onlarla kalıyor, para çalan çocuklara paranın kirliliğini anlatıyor, çaldıkları paraları yakmalarını öneriyordu. Onlara insanın hayatında alabileceği en büyük “anti-kapitalist” derslerden birisini veriyordu.
devamı...
CEM SEY - Taraf gazetesi

Umarım Oktay Ekşi ağabeyimizi kızdırmam. Çünkü sonucu belli bir dava hakkında gerekçeli karar açıklanmadan yazmak, bağımsız hukuk sürecine müdahale sayılıyor mu, kestiremiyorum. Fakat bu dava, Türkiye’de zaten bağımsız bir hukuk süreci olmadığının acıklı bir kanıtı. 

Sosyolog ve yazar Pınar Selek’in yıllardır süren davasından söz ediyorum. 

 1998’de başka nedenlerle gözaltına alınan Selek, sorgusunda hakkında soru bile sorulmayan Mısır Çarşısı patlaması nedeniyle mahkemeye çıkarıldı. Yargılandı diyemiyorum. Olanlar yargılamadan çok, yargısız infazı andırıyor.
devamı...
YILDIRIM TÜRKER

Kardeşim Pınar’ı bir kez de bahçemde ağırlayayım dedim. Onu andıkça benim de yüzüm gülüyor işte. Şu dünyada onun kadar çok kardeşi olan bir kişi tanımadım. Sokak çocuklarından travestilere, kadınlardan erkeklere, canı yanan herkese onun kadar incelikli bir şefkatle dokunabilen bir kişi tanımadım. Pınar, ‘Barışamadık’ kitabının bir bölümüne epigraf olarak Gandhi’nin bir sözünü koymuştu: “Barışçıl mücadelede en ufak bir kuşku başarısızlık için yeterlidir. Sonuna kadar başarılı olmanın yolu saflık ve dürüstlüktür.” Pınar’ı tanımlayan iki kelime: Saflık ve dürüstlük.
devamı...
İnci Asena

Pen Duygu Asena Ödülü'nü Pınar Selek'in aldığını öğrenince nasıl sevindim bilemezsiniz. Pen-Duygu Asena Ödül heykelciliğini elinde tutmayı en hak eden insanlardan biri değil mi Pınar Selek! Ben de öyle düşündüğüm için ödülü, şu sıralar bursla Almanya'da bulunan Pınar'a elimle vermeyi, sonrada birlikte bir fotoğraf çekilmeyi çok isterim. Bir takım aksilikler yüzünden heykelciliği alamadım yanıma, gene de yanına gittim Düren'e; Eve döndükten sonran Pınar Selek'in ikinci masal kitabının yayımlandığını öğrendim. "Su Damlası"ydı birincisi; bu yenisinin adı "Siyah Pelerinli Kız". "Su Damlası" masal kitabı çıkmadan önce Pınar bana, "Biliyor musun ben masal anlatıcısıyım," demişti.
devamı...
Zeynep Oral İki gün önce Cumhuriyet’te haberini okudunuz. Mısır Çarşısı’ndaki patlamayla ilgili olarak 2 kez yargılanan, iki kez beraat eden ama bu arada boşu boşuna 2.5 yıl hapis yatan, şuursuz medya tarafından “bombacı” diye yaftalanan sosyolog, yazar, araştırmacı, barış eylemcisi Pınar Selek için Yargıtay 9. Ceza Dairesi, daha önce ilgili mahkemenin verdiği beraat kararını bozarak Selek’e ağır müebbet hapis cezası verilmesini talep ediyor. Geçmişteki o dava süreçlerini izlemiş biri olarak bence bu, 11 yıl sonra işkenceye devam seferberliğinden başka bir şey değil! devamı...
Nükhet Sirman
“Sosyolog elbette birçok hayatın içine girip çıkacak, hiç hissetmediği duyguları ve deneyleri taşıyan insanları anlamaya çalışacak, ve belki bazı kereler o yaşamların içine girecek: Bourdieu Flaubert’in bir cümlesinden yola çıkarak ‘birçok hayatın içine girmek istiyorum’ demektedir, yani her hayatın içinden o hayatı yaşayanlarla söyleşmek, konuşmak ve öznellikler arasında
devamı...
Pınar Selek ve Abdülmecit Öztürk'e karşı açılan davada mahkeme iki kez beraat kararı verdi. Yargıtay Başsavcılığı mahkemenin beraat kararının onanmasını istedi. Ama Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Selek'le ilgili beraat kararını oybirliğiyle bozdu. devamı... devamı...
Karin Karakaşlı
Sanıkların öldürülme anı anlatılırken güldüğü, tanık kadının dayanamayıp “Gülmeyin lan” dediği mahkeme salonu... Bir mahkeme salonuna sığan, eninden boyundan çekip daralan memleket. Buldurup kaybettirdikleri değişim umudumuz, belgelerle tescillendikçe meşruiyet kazanan iade-i itibarlar ve tepemizde pis bir kahkaha efekti. Bu memleketin öldürülenlere ve ateşin düştüğü ocaklara can borcu varsa, geri kalan vatandaşlarına da...
devamı...
Remzi Altunpolat / KAOSGL - 04 Temmuz 2009
Toplumsal cinsiyete dair eşitsizlikleri anlamak, yalnızca toplumsal cinsiyetin bir yüzünü oluşturan kadınlık ve kadınlar üzerinden değil, daha ayrıcalıklı bir konumu imleyen erkekliğe ve erkeklere bakmakla mümkün olabilir.[1]Erkekler üzerine yapılan çalışmaların tarihi eskilere uzansa da sosyal bilimlerde- biyolojik temelli, normatif bir alana sıkışmış sabit kodlardan hareketle...
devamı...
Nur Yazgan
Galileo Galilei 1616 yılında o güne kadar yayınladığı bilimsel makaleler yüzünden engizisyonun karşısına çıkarıldı. Sanılanın aksine onun en büyük suçu ‘dünyanın döndüğünü’ iddia etmesi değildi. O suçluydu çünkü Katolik- Protestan mezhep çatışmalarının yükseldiği, cadı avının günlük, sıradan eylemlerden biri...
devamı...
Leyla Umar
Mısır çarşısında yıllar önce, kimin attığı hâlâ kanıtlanamayan bir bomba yüzünden iki yıl hapiste kalan Pınar Selek 14 Nisan’da Pera Marmara’da basına kapalı bir toplantı düzenledi. “Kadın Kadına Ulaşın” adını verdiği bu toplantıya ulaşamadım ama Türkiye’nin her tarafından gelen kadınların içlerini döktüklerini öğrendim
devamı...
Yıldırım Türker
Pınar Selek'le bundan beş yıl önce, hapishaneden çıktığında buluşmuştuk. O sıralar 29 yaşındaydı. Hayalî bombacı olarak iki buçuk yılını Ümraniye Cezaevi'nde geçirmiş, kanlı bir 'Hayata Dönüş' operasyonu ertesi tahliye edilmişti. Çok şey görmüş, çok yaradan yaralanmıştı. Ama kendi olma, kendi kalma mücadelesini sürdürmeye yeminliydi. Güneşli bir sabah Pınar Selek'le iki ajan gibi buluş- tuğumuzu hatırlıyorum. Ardındaki gazeteci ve diğer meraklıları atlatarak randevu yerine geldi.Kendimize bir sığınak bulup uzun uzun konuştuk. Beni en çok şaşırtan, hiç acılaşmamış olmasıydı.
devamı...
Ümraniye cezaevi önünde bir grup insan. İnsan... Şiddetle beslenen, korkuyla terbiye edilen toplumun aslında insan olarak hiç görmeye alışık olmadığı 20 kişilik bir topluluk… Travestiler, transseksüeller, tinerci çocuklar, fahişeler, gayler ve iki üç genç öğrenci… Siyasi mahkûmların mağrur Kürt analarına ve mazlum babalarına alışık olan cezaevi çehresi böylesi bir grubu anlamlandıramıyor. Üstelik onlar bu kalabalığı tanımlayacak, ‘öteki’ gibi modern kavramlara da sahip değiller. Gardiyan soruyor: “Siz kime geldiniz?” Onlar hep bir ağızdan yanıtlıyor: “Pınar Selek’e…” Gardiyan: “Nesi olursunuz?” Güruh: “Arkadaşı”. devamı...
Yıldız Ramazanoğlu
1998. Pınar Selek'i polislerin arasında duruşmaya götürülürken ekranda gördüğümde temiz yüzü, onurlu kinden öfkeden eser barındırmayan duruşu dikkatimi çekmişti. Kelepçelenmiş götürülen gencecik bir kızın beklenen yüz ifadesinden eser yoktu. Suçluluğa dair en küçük bir iz.
devamı...
Tennur Koyuncuoğlu
Bir toplum düşünün; kızlarını okutamıyor, çocuk evliliklerini önleyemiyor, insanlarına cinsel kimliği, cinsel yönelimi, alt kültürü, yoksulluğu, etnik aidiyeti yüzünden eşit yurttaş konumu kazandıramıyor...
devamı...
Ali Bulaç
Yıllardır süren bir "Pınar Selek davası" var. Ben Pınar Selek'le tanışmadım. Davasını uzaktan izliyorum. Bir araştırma şirketine danışmanlık yaparken, İstanbul'da yaşayan romanlar, seyyar satıcılar ve sokak çocukları üzerinde uzun süre çalıştım. Bu arada sosyolog Pınar Selek'in tinerciler, sokak çocukları ve travestilerle ilgili çalışmalarıyla karşılaştım. İlgimi çekiyordu, çünkü aslında bu bahtsız insanları kentin belalarından kurtarmaya çalışıyordu...
devamı...
...
Bu üç gün içinde gelemeyen arkadaşları andık. Onlardan biri de, Alp Selek. Alp’in işi başından aşkın, kızı artık bütün Türkiye’nin tanıdığı Pınar yeni bir hukuk savaşına girişti, Alp de yanı başında onunla birlikte.
devamı...
1 Mayıs askeri darbelerin acısını, hüznünü, daramadağın olmuş, kıyıma ve kırıma uğramış bir kuşağın öyküsünü anlatmıştım Birkaç gün önce... bir hafta önce Ali Sirmen’nin yazısını okuyunca da Pınar Selek’i anımsadım... devamı...
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek