Pınar Selek
Tanık olma sorumluluğu

Ayşe Akdeniz
[email protected]

İktidar sahipleriyle, zalimlerle bizi birbirimizden ayıran kilit şey hakikat. Hakikat, kişi seçmeksizin can alıcı bir ağırlığa sahip. O nedenledir ki çoğu zaman iktidar sahipleri için üstü kapatılması gereken bir tehdit. Hakikat anlatıcısı için ise aldığı nefesin hakkını verebilmenin tek yolu inandıklarını, gördüklerini yüksek sesle söylemek... Ve nasıl ki zulmedenin cinsiyeti, dini, milliyeti yaptığı zulümler karşısında bir anlam ifade etmiyor, onları zalim olmakta buluşturuyorsa hakikat anlatıcısı için de böylesi bir hal geçerli. Hakikat anlatıcıları cinsiyetlerinden, dinlerinden, milletlerinden bağımsız, tarih boyunca hep cezalandırılmışlar. Hakikat korkutur!

Üç beraat, sayısız duruşma, suçsuz olduğunu kanıtlamak için yazılmış sayfalarca savunma, şaibeli olduğu iddia edilen durum için birbirinden farklı yetkili kurumlardan istenen ve bu istek doğrultusunda hazırlanan bilimsel raporlar, bilimsel raporların dayandığı maddi koşullar, maddi koşularca ortaya konulan bomba olmadığına dair somut gerçeklik.  Bunların hepsinin ağırlığınca, terazinin diğer kefesinde yer alan ise ağırlaştırılmış müebbet gibi bir cezayı 15 senenin sonunda beraatleri boza boza, hukukun yerine kanaatlerini koyarak çıkartmayı başaranlar. Pınar Selek davasının en basit, geniş özeti böyle bir şey olsa gerek.

Vatandaşı olduğumuz ülke Türkiye olunca 15 sene boyunca “suçluluğu ispat edilene kadar herkes suçsuzdur” cümlesinin anlamını nasıl da yitirdiğini gördük. Bir linçe dönüşen kampanyalarla Pınar’ın masumiyet karinesi elinden alınırken, üstüne varılan kanaatin neticesinden dolayı suçsuz olduğunu ispat gibi bir göreve zorlandı. Karşımızdaki her şeyin tersten işlediği, Pınar’ın avukatlarından Akın Atalay’ın da dediği gibi, hâlâ bizi şaşırtmayı başaran bir garip mekanizma... Bizlerse bu mekanizmaya inat Pınar’a tanık olanlarız ve 13 Aralık’taki duruşmada Deniz Türkali’nin okuduğu basın açıklaması metninde de belirtildiği gibi 'tanık olmak sorumluluk gerektirir'.

Tanıklığımızın yanında hepimizin Pınar Selek’le ilgili bir de hikâyesi var. Bu hikâyeleri yaratan da şüphesiz ki Pınar’ın kendisi. Onu Türkiye toplumuna ve dünyaya “bombacı” olarak tanıtmalarının diğer tarafında Pınar’ın bire bir dokunduğu bizler varız. İki türlü ilişkilenme haliyle karşı karşıya olan tanıklarız aslında. Medyada üretilen imajın dışında ortak söz ürettiğimiz birçok alanımız var. Feminizm, ekoloji, antimilitarizm bu alanlardan sadece bir kaçı. Bu alanların kendisi onun niye hedef gösterildiğinin de kanıtları... Dahası, bu alanların kanıt olması, hepimizin başına her an her şeyin gelebileceğinin göstergesi... Bizler, Pınar’a tanık olanlar, onunla birlikte yargılanan sanıklarız aynı zamanda. Yok birbirimizden farkımız.

Hakikat adına, hepimizin sanık sandalyesinde oturduğumuzu aklımızdan bir an bile çıkarmadan, nihai beraati alana kadar hepimiz Pınar’a tanıklıkta ısrarcı olmak zorundayız. Bu, Pınar kadar kendimize karşı da sorumluluğumuz. Sorumluluğumuzun gerekliliği ise bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu davanın her aşamasının takipçisi olmak. Ve hakikatin yegane aracı sözümüzü bıkmadan üretmeye, söylemeye devam etmek…

 

http://www.agos.com.tr/haber.php?seo=tanik-olma-sorumlulugu&haberid=4222

Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Mahkeme Süreci Court Process